Mikroagresyon kavramıyla ilk kez karşılaşan pek çok kişi şu cümleyi kurar:
“Bunda kötü bir niyet yok.”
Aslında mikroagresyon tam olarak bu cümlenin içine gizlenir.
Nedir derseniz mikroagresyon…
Mikroagresyon kavramı İngilizceden Türkçeye geçmiş, “micro” ve “agression” kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşmuştur. Kavramda yer alan mikro ön eki davranışın ya da eylemin vereceği zararın, maruz kalan için küçük ya da minik olmasından değil “mikro” düzeyde fark edilmeden meydana gelmesinden kaynaklanır.
Kavram ilk kez 1970’lerde Chester M. Pierce tarafından Afrika kökenli Amerikalıların düzenli olarak deneyimlediği ince hakaret olarak tanımlamış (Smith, 2022). Pierce’nin tanımına bağlı olarak, mikroagresyon uzun süre sadece bir ırka ait sorun olarak sorunu anlaşılmış. 2000’lerde Dr. Derald Wing, Sue mikroagresyonun tanımını genişleterek bir ırk sorunu olmanın ötesine taşımış. Gündelik hayatta bilinçsizce, bazen de bilinçli olarak yapılabilen üstü kapalı, aşağılayıcı ve çirkin sözler veya umursamaz bakışlar, mimikler ve vurgulamalar olarak tanımlamış (Sue vd., 2007).
Daha da açık bir dille söylemek gerekirse; Mikroagresyon: Örtük önyargının dilidir. Çoğu zaman farkında olmadan, iyi niyetle ya da şaka amacıyla söylenen ancak karşı tarafta dışlanmışlık, değersizlik ve görünmezlik hissi yaratan sözler, davranışlar ve tutumlardır. Tek başına bakıldığında küçük ve önemsiz gibi görünebilirler.
Dr. Sue ve arkadaşları mikroagresyonları üç ana başlık altında ele alır
Mikrosaldırı (microinsult): Çoğunlukla bilinçsiz olarak gerçekleşen kaba ve duyarsız ifadelerdir. Örneğin birine lakap takmak ki,
Mikroaşağılama (microassault): Çoğunlukla bilinçli olarak gerçekleşen küçük düşürücü ve ayırımcı ifadelerdir. Örneğin birinin bir işi yapamayacağını ya da bir performansı sergileyemeyeceğini düşünüp zekâ düzeyini aşağılamak…
Mikrodeğersizleştirme (microinvalidation): Çoğunlukla bilinçsiz olarak gerçekleşen karşıdaki kişinin düşünce ve deneyimlerini hiçe sayan ifadelerdir. Örneğin birinin üzüldüğü bir durumu sizinle paylaşması sonucu “aman canım bunda ne var üzülecek” demek ya da “üzülecek bunca şey varken buna mı üzüldün…” diyerek kişinin deneyimini değersizleştirmek…
Mikroagresyon türleri de var, en tanıdık en bildik olanı cinsiyete bağlı mikroagresyonlar: örneğin “bir kadına göre çok akıllısın” ya da “erkek dediğin ağlamaz” gibi cinsiyete bağlı mikroagresyonlar. Hadi biraz çoğaltalım örnekleri…
“Bir hanımefendi gibi davran.”
“Erkek ol.”
“Bunu kaldırmama yardım edecek kadar güçlü bir adama ihtiyaç var.”
“Prenses gibi görünüyorsun.”
“Erkek gibi görünüyorsun.” (Bir kıza söylendiğinde)
“Saçını kestirmelisin kız gibi duruyorsun.” (Bir erkeğe söylendiğinde)
Yaşa bağlı mikroagresyonlar: Ne kadar genç ya da yaşlı olduğunuz ile ilgili yorum ve davranışlardır. Örneğin ileri yaşlarda birine hız ya da beceri konusunda eksikliğini hissettirecek bir şey söylemek ya da yapmak. Genç birine tecrübesizliğini hatırlatacak sözler ya da eylemler. Yaşa bağlı olan mikroagresyonların hiçde az olduğu söylenemez.
“Yaşına göre çok genç gösteriyorsun…”
“Bu yaşta bu bilgi inanılmaz…”
“Sen gençsin, yaparsın…”
Ekonomik Mikroagresyonlar : Gelir adaletsizliği nedeniyle yaşana mikroagresyonlardır. En belirgini aynı işi yapan kadın ve erkeğin aynı ücreti almamasıdır. Okullarda en çok yaşanan mikroagresyonlardan biridir ve ekonomik olarak mikroagreyona maruz kalan çocukların adakemik olarak performanslarının da düştüğünü gösteriyor araştırmalar. Ekonomik mikroagresyonlara örnek vermek gerekirse…
“Ne kadar maaş alıyorsun” diye sormak
“Pazardan mı aldın kıyafetini…” demek
Engel, Yetersiz Duruma Bağlı Mikroagresyonlar : ister fiziksel ister zihinsel ister gelişimsel olsun engelli birine engeli vurgulayacak davranışlar ve ifadelerdir.
Örneğin,
“Hepimiz bazı konularda engelliyiz “
“Evde nasıl tek başına idare ediyorsun”
Fiziksel Özelliklere Yönelik Mikroagresyonlar
Boy, kilo, göz şekli, göz rengi, ten rengi, saç stili vb. özellikler nedeniyle maruz kalınan mikroagresyonlardır. Özellikle kilo ile ilgili mikroagresyonlar toplumsal olarak çok yaygın. Örneğin “Harika görünüyorsun kilo mu verdin?”,
“Fazla kiloların var, bunları yememelisin”,
“Ne kadar kilo aldığının farkında mısın? Oysa çok güzel bir yüzün var”
Linguistik Mikroagresyonlar : Sınırların kalktığı bir dünyada yaşıyoruz ama nedense zihnimizdeki sınırları bir türlü kaldıramıyoruz. İster anadilinizin dışında bir dildeki aksan, isterseniz kendi anadilinizdeki aksan farklılıkları nedeniyle maruz kalınan mikroagreyonlardır.
“Rus gibi ingilizce konusuyorsun” (Türk birine söylendiğinde)
“İstanbul Türkçesi konuşmalısın” (Anadolu’dan gelen birine söylendiğinde)
“Anadilin gibi ingilizce konuşuyorsun”
Hiyerarşik Mikroagresyon : Kişinin çalıştığı kurumda sahip olduğu rol nedeniyle maruz kaldığı ve maruz bıraktığı mikroagresyonlardır. Örneğin
“Yönetici olmak için çok gençsin”
“Hiç öğretmene benzemiyorsun”
Mikroagresyonları daha da çoğaltmak mümkün.. bazılarını sizin zihninize bırakıyorum…
Mikroagresyon konusunda en çok dikkat çekmek istediğin nokta: Mikroagresyonu yapan kişinin çoğu zaman söylediğini/ yaptığını hatırlamaması; ama maruz kalan kişinin işte onun hep hatırlaması, hiç unutmaması…
Bu hatırlama adındaki mikro ifadesinden bağımsız olarak sayısı arttıkça aslında nasıl makro yaralar açtığının bir göstergesidir. Literatürde bu duruma “Bin Kesik Yarası” (Death by a thousand cuts) deniyor.
İşte bu yüzden Mikroagresyon konusunda gerçek bir farkındalığa ihtiyaç var.
İnsanlar Neden Mikroagresyon Yapar?
Mikroagresyonların büyük bölümü kötü niyetle yapılmaz. Bunun temel nedenleri arasında öğrenilmiş toplumsal kalıplar, çoğunlukta olmanın getirdiği güce bağlı farkındalık eksikliği, savunma ihtiyacı ve empati kurmakta zorlanma ve ön yargılar yer alır. Birçok kişi için “ayrımcı olmadığını düşünmek”, davranışının etkisini düşünmekten, fark etmekten daha kolaydır.
Mikroagresyonların Etkileri
Araştırmalar, mikroagresyonlara maruz kalan kişilerde stres, kaygı ve tükenmişlik düzeyinin arttığını gösteriyor. Özellikle öğrenciler, gençler, kadınlar ve nöroçeşitli bireyler bu etkileri daha yoğun yaşıyorlar. Örneğin işyerinde mikroagresyona maruz kalan kadınlar 3 kat daha fazla tükenmişlik yaşıyorlar. Mikroagresyonlar öğrencilerin aidiyet duygusunu zedeliyor ve akademik başarının düşmesine neden oluyor.
Ne yapabiliriz?
Elbetteki yapılacak pek çok şey var. Bunlardan sadece birini vurgulamak gerekirse, o Mikronezakettir. Mikroagresyonların karşısına koyabileceğimiz en güçlü yaklaşımdır mikronezakettir. Mikronezaket; bilinçli, küçük ama düzenli yapılan kapsayıcı davranışları ifade eder.
“Bunu böyle deneyimlemiş olman önemli”,
“Söylediğimin seni nasıl etkileyebileceğini düşünmemiştim”,
“Bu bakış açısını benimle paylaştığın için teşekkür ederim”
“Adını nasıl doğru telaffuz edebilirim” gibi ifadeler mikronezaketin günlük hayattaki karşılıklarıdır.
Mikronezaket kusursuz olmak değildir. Öğrenmeye, fark etmeye ve gerektiğinde özür dilemeye açık olmak demektir.
Mikroagresyonlar sessizdir; etkileri ise sessiz değildir.
Burada amacım kimseyi suçlamak değil elbette sadece fark ettirmek ve gerçek bir dönüşüm için eyleme geçmeyi sağlamak…
Kapsayıcı bir toplum oluşturmak için büyük sözlerden daha çok bilinçli davranışlara ihtiyaç var…
Bu blog yazısı aslında bir doktora tez çalışmasından buraya taşındı …
Tez çalışmasına başlarken konuyu danışmanıma ilettiğimde bana şöyle demişti: “herkesin makro düzeyde ayrımcılığa ötekileştirmeye maruz kaldığı bir dünyada mikro düzeyde böyle bir araştırma çok romantik”
Evet oldukça romantik bir çalışma olsa da sormak isterim bu kez; dünyada pek çok değişim romantik adımlarla başlamadı mı?
Farkındalık için biraz romantiklikte gerekli değil mi sizce?
Smith, A. (2022). What to know about microaggressions. Medical News Today. https://www.medicalnewstoday.com/articles/microagressions
Sue, D. W., Capodilupo, C. M., Torino, G. C., Bucceri, J. M., Holder, A. M. B., Nadal, K. L. ve Esquilin, M. (2007a). Racial microaggressions in everyday life: Implications for clinical practice. American Psychologist, 62(4), 271–286. https://doi.org/10.1037/
0003-066X.62.4.271
Sue, D. W. ve Spanierman, L. (2020). Microagression in everday life. John Wiley & Sons.
Henden, E.ve Gümüşeli, A. İ. (2023). School principals and microagression: What do they think? How do they do It? How do they react to It. European Journal Of Education Studies, 10(8), 405-437. http://dx.doi.org/10.46827/ejes.v10i8.4933
Henden.E. (2024). Okul Ortamında Mikroagresyon, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Okan Universitesi. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp

